|
MADDENİN ARDINDAKi SIR KONUSU,
VAHDET-i VÜCUT DEĞiLDiR
Evrim Aldatmacası adlı kitabın sonunda yer alan "Maddenin
Ardındaki Sır" adlı bölümde ve ayrıca Hayalin Diğer Adı:
Madde, İdealizm, Matrix Felsefesi ve Maddenin
Gerçeği, Sonsuzluk Başlamış Durumda, Zamansızlık
ve Kader Gerçeği, Gerçeği Bilmek isimli kitaplarda
yer alan konu, bazı kişilerin itirazlarına neden olmaktadır. Sözkonusu
kişiler, bu konunun özünü yanlış anladıkları için, maddenin ardındaki
sır konusunun vahdet-i vücut öğretisi ile aynı olduğunu iddia etmektedirler.
Öncelikle şunu belirtelim ki, bu eserlerin yazarı
ehl-i sünnet inancına sıkı sıkıya bağlıdır ve vahdet-i vücud öğretisini
savunmamaktadır. Ayrıca unutmamak gerekir ki, vahdet-i vücut öğretisi
Muhyiddin İbn Arabî gibi çok büyük İslam alimleri tarafından savunulmuştur.
Vahdet-i Vücud düşüncesini anlatan birçok önemli İslam
aliminin, geçmişte, bu kitaplarda yer alan bazı konuları tefekkür
ederek anlattıkları doğrudur. Ancak bu eserlerde anlatılanlar Vahdet-i
Vücud düşüncesi ile aynı değildir.
Örneğin vahdet-i vücud düşüncesini savunanların bir
kısmı yanlış fikirlere kapılarak, Kuran'a ve ehl-i sünnet inancına
aykırı bazı iddialarda bulunmuşlar, örneğin Allah'ın yarattığı varlıkları
tamamen yok saymışlardır. Oysa, maddenin ardındaki sır konusu anlatılırken
kesinlikle böyle bir iddiada bulunulmamaktadır. Bu konu, Allah'ın
tüm varlıkları yarattığını, ancak yarattığı varlıkların aslını Allah'ın
gördüğünü, insanların ise bu varlıkların beyinlerinde oluşan görüntülerini
görebildiklerini açıklamaktadır.
Gördüğümüz tüm varlıklar, dağlar, ovalar,
çiçekler, insanlar, denizler, kısacası gördüğümüz herşey, Allah'ın
Kuran'da var olduğunu, yoktan var ettiğini belirttiği her varlık,
yaratılmıştır ve vardır. Ancak, insanlar bu varlıkların
asıllarını duyu organları yoluyla göremez veya hissedemez veya duyamazlar.
Gördükleri ve hissettikleri, bu varlıkların beyinlerindeki kopyalarıdır.
Bu ilmi bir gerçektir ve bugün tüm tıp fakültelerinde öğretilen
bilimsel bir konudur. Örneğin şu anda bu yazıyı okuyan bir insan,
bu yazının aslını göremez, bu yazının aslına dokunamaz. Bu yazının
aslından gelen ışık, insanın gözündeki bazı hücreler tarafından
elektrik sinyaline dönüştürülür. Bu elektrik sinyali, beynin arkasındaki
görme merkezine giderek, bu merkezi uyarır. Ve insanın beyninin
arkasında bu yazının görüntüsü oluşur. Yani siz şu anda gözünüzle,
gözünüzün önündeki bir yazıyı okumuyorsunuz. Bu yazı sizin beyninizin
arkasındaki görme merkezinde oluşuyor. Sizin okuduğunuz yazı, beyninizin
arkasındaki "kopya yazı"dır. Bu yazının aslını ise Allah
görür.
Sonuç olarak, maddenin beynimizde oluşan bir hayal
olması onu "yok" hale getirmez. Ancak bize, insanın muhatap
olduğu maddenin mahiyeti hakkında bilgi verir, ki bu da maddenin
aslı ile hiçbir insanın muhatap olamadığı gerçeğidir.
Bu gerçek İdealizm, Matrix Felsefesi ve Maddenin
Gerçeği isimli kitapta şu şekilde dile getirilmiştir:
DIŞARIDA MADDE VARDIR, ANCAK BİZ MADDENİN
ASLINA ULAŞAMAYIZ!
…Madde hayaldir demek, madde yoktur demek değildir.
Aksine biz görsek de görmesek de maddesel bir dünya vardır.
Ancak biz bu dünyayı beynimizin içinde bir kopya -diğer bir deyişle
algılarımızın yorumu olarak- görürüz. Dolayısıyla madde, bizim için
hayaldir.
Kaldı ki dışarıda maddenin varlığını, bizden başka gören varlıklar
da vardır. Allah'ın melekleri, yazıcı olarak tayin ettiği elçileri
de bu dünyaya şahitlik etmektedirler:
Onun sağında ve solunda oturan iki yazıcı kaydederlerken
O, söz olarak (herhangi bir şey) söylemeyiversin, mutlaka yanında
hazır bir gözetleyici vardır. (Kaf Suresi, 17-18)
Herşeyden önemlisi, en başta Allah herşeyi
görmektedir. Bu dünyayı her türlü detayıyla Allah yaratmıştır ve
Allah her haliyle görmektedir. Kuran ayetlerinde şöyle haber verilmektedir:
... Allah'tan korkup-sakının ve bilin ki, Allah
yaptıklarınızı görendir. (Bakara Suresi, 233)
De ki: "Benimle aranızda şahid olarak Allah
yeter; kuşkusuz O, kullarından gerçeğiyle haberdardır, görendir."
(İsra Suresi, 96)
Ayrıca unutmamak gerekir ki, Allah tüm olayları
"Levh-i Mahfuz" isimli kitapta kayıtlı tutmaktadır. Biz
görmesek de bunların tamamı Levh-i Mahfuz'da vardır. Herşeyin, Allah'ın
katında, Levh-i Mahfuz olarak isimlendirilen "Ana Kitap"ta
saklandığı şöyle bildirilmektedir:
Şüphesiz o, Bizim katımızda olan Ana Kitap'tadır;
çok yücedir, hüküm ve hikmet doludur. (Zuhruf Suresi, 4)
... Katımızda (bütün bunları) saklayıp-koruyan
bir kitap vardır. (Kaf Suresi, 4)
Gökte ve yerde gizli olan hiçbir şey yoktur
ki, apaçık olan bir kitapta (Levh-i Mahfuz'da) olmasın. (Neml Suresi,
75 )
Ana Sayfa
|