İnsanın yaşadığı hiç bir an kaybolmaz,
Allah'ın hafızasında tüm canlılığı ile sonsuza kadar saklı
kalır.
|
Maddenin, beynimizde
oluşan bir algılar bütünü olduğu gerçeğini tam olarak kavrayamayan
bazı insanlar, bazı yanılgılara düşmekte, bu gerçekten yanlışsonuçlar
çıkarmaktadırlar. Örneğin bir kısmı, maddenin hayal olduğuna dairizahları "madde
yok" denmiş gibi algılamaktadır. Bir kısmı ise, maddenin
ancak biz gördüğümüz zaman hayal olarak var olduğunu, ancak görmediğimizde
yok olduğunu sanmaktadır. Bunların hiçbiri doğru değildir.
Öncelikle, "madde yok"
veya "insanlar, ağaçlar, kuşlar... bunların hiçbiri yok"
demek kesinlikle doğru değildir. Çünkü bunların hepsi vardır,
ve hepsini Allah yaratmıştır. Ancak Allah tüm bu varlıkları kitabın
başından beri anlattığımız gibi bir görüntü, algı olarak yaratmıştır.
Yani Allah, bu varlıkları yarattıktan sonra onları, kendi başlarına
var (kaim) olan sabit varlıklar kılmamıştır. Her birini her an
yaratmaya devam etmektedir.
Biz görsek de görmesek
de bu varlıklar Allah'ın hafızasında sonsuza kadar bulunmaktadırlar.
Bizden öncekiler gibi bizden sonraki varlıkları da Allah tek bir
an içinde zaten yaratmıştır. Zamanın bir algı olduğu konusunda
anlatıldığı gibi, zamanı da Allah yaratmıştır ve Allah zamana
bağımlı değildir. Dolayısıyla bizim için gelecekte var olacak
olan varlıklar da aslında Allah katında "tek bir an"
içinde yaratılmışlardır ve şu anda vardırlar. Ancak biz zamana
bağımlı olduğumuz için onları henüz görmeyiz.
Gelecekte görebileceğimiz
veya bizim için gelecekte var olacak varlıklar nasıl Allah'ın
hafızasında her an mevcut iseler, geçmiştekiler de aynı şekilde,
hiç kaybolmadan Allah'ın hafızasında mevcutturlar. Örneğin, sizin
cenin olarak anne rahmindeki haliniz, okuma yazmaya başladığınız
günkü haliniz, ilk karnenizi elinize aldığınız an, ilk araba kullandığınız
an, bir gün otobüste yer verdiğiniz yaşlı hanımın yüzündeki gülümsemenin
olduğu an gibi geçmişte yaşadığınız tüm anlarla birlikte gelecekte
yaşayacağınız tüm anlar da şu anda Allah'ın hıfzındadır ve hiç
kaybolmadan sonsuza kadar kalacaklardır.
Söz gelimi yolda yürürken
ayağınıza takılan bir taş parçası, kaderde, siz daha doğmadan
önce, ayağınıza takılacağı zaman belirlenmiş şekilde yaratılmıştır.
O taşın daha büyük bir kayadan parçalandığı, bütün girinti ve
çıkıntılarının oluştuğu her aşama Allah katında, siz daha o taş
ayağınıza takılmadan önce mevcuttur.
Resimde gördüğümüz kelebeğin daha
yumurta olduğu anından koza haline kadar her hali, şu anda
Allah katında canlı olarak mevcuttur. Kelebek Allah'ın
hafızasında şu anda kozadan çıkmakta, şu anda uçmaya başlamakta
ve şu anda ölerek yere düşmektedir.
|
Aynı şey bir
çöp kutusu içinde gördüğünüz ölü bir kelebek veya başınıza ağaçtan
düşen kuru bir yaprak için de geçerlidir. Kelebeğin, daha tırtıl
halinden, kozadan çıkışına, kanatlarını kuruttuğu andan yerdeki
çöpe karıştığı ana kadar hepsi, kaderde sonsuz evvelden bellidir.
Allah katında bu kelebeğin canlı halleri ve ölü hali hiç kaybolmadan
durmaktadır ve sonsuza kadar durmaya devam edecektir.
Tüm
Olaylar "Levh-i Mahfuz" İsimli Kitapta Kayıtlıdır
Daha önce de
anlattığımız gibi Allah, bizim için geçmiş ve gelecek olan tüm
olay ve varlıkları, tek bir anda yaratmıştır. Kuran'da, tüm insanların
ve varlıkların kaderlerinin Allah'ın katında, Levh-i Mahfuz olarak
isimlendirilen "Ana Kitap"ta saklandığı şöyle bildirilmektedir:
Şüphesiz
o, Bizim katımızda olan Ana Kitap'tadır; çok yücedir, hüküm ve
hikmet doludur. (Zuhruf Suresi,
4)
...
Katımızda (bütün bunları)saklayıp-koruyan bir kitap vardır. (Kaf
Suresi, 4)
Gökte
ve yerde gizli olan hiçbir şey yoktur ki, apaçık olan bir kitapta
(Levh-i Mahfuz'da) olmasın.
(Neml Suresi, 75 )
Allah, başka
ayetlerinde de göklerde ve yerde olan herşeyin bu kitapta olduğu
gerçeğini şöyle haber verir:
İnkar
edenler, dediler ki: "Kıyamet-saati bize gelmez." De
ki: "Hayır, gaybı bilen
Rabbime andolsun, o muhakkak size gelecektir. Göklerde ve yerde
zerre ağırlığınca hiçbir şey
O'ndan uzak (saklı) kalmaz. Bundan daha küçük olanı
da, daha büyük olanı da, istisnasız, mutlaka apaçık bir kitapta
(yazılı)dır." (Sebe'
Suresi, 3)
Ayetlerde de
bildirildiği gibi, evren yaratıldığından beri var olan canlı cansız
herşey, gerçekleşen her olay Allah'ın yaratmasıdır ve dolayısıyla
O'nun bilgisindedir; yani tüm bunlar "Allah'ın hafızası"ndadır.
Levh-i Mahfuz da Allah'ın Hafız sıfatının bir tecellisidir.

|
Geçmişte kalmış
olan olaylar, "şu anda Allah'ın hafızasında çok canlı
ve net olarak yaşanmaktadır.
Örneğin piramitleri inşa eden işçiler malzemelerini şu anda
taşımaktadırlar, şu anda yorulmakta, şu anda susayarak su
içmektedirler |
|
Geçmiş
ve Gelecek Aslında "Şu An" Yaşanmaktadır
Allah katında
zaman olmadığı için, bütün olaylar tek bir anda gerçekleşmektedir
ve o "şu an"dır. "Şu anda" bizim için geçmiş
ve gelecek olan tüm olaylar Allah katında, bizim olayları gördüğümüz
netlikten çok daha net ve canlı olarak yaşanmaktadır. Örneğin,
Hz. Yunus şu anda gemideki kura sonucunda denize atılmaktadır,
Hz. Yusuf şu anda kardeşleri tarafından kuyuya atılmaktadır, şu
anda zindandaki ilk yemeğini yemekte, zindandan şu anda çıkarak
yürümektedir. Hz. Meryem şu anda Cebrail ile konuşmakta, Hz. İsa
şu anda doğmaktadır. Hz. Nuh, gemisinin ilk çivisini şu anda çakmakta,
Hz. Nuh ve ailesi şu anda gemiden Allah'ın kendileri için seçtiği
topraklara inmektedirler. Hz. Musa'nın annesi onun beşiğini şu
anda suya bırakmakta, Hz. Musa şu anda çalılıkta Allah'tan ilk
vahyini almakta, deniz şu anda ikiye yarılmakta, inananlar şu
anda denizden geçerken, Firavun şu anda ordusuyla birlikte boğularak
ölmektedir. Hz. Musa şu anda Hızır ile buluşup görüşmektedir,
Hızır da yetim çocukların duvarını şu anda onarmaktadır. Hz. Zülkarneyn'den
kendilerini korumak için bir set inşa etmelerini isteyenler, taleplerini
şu anda ona iletmektedirler ve Hz. Zülkarneyn kıyamete kadar delinemeyecek
ve aşılamayacak olan seddi şu an inşa etmektedir. Hz. İbrahim
babasına şu anda nasihat etmekte, putperest kavminin putlarını
şu anda kırmaktadır ve kavminin kendisini attığı ateş Hz. İbrahim'e
şu anda serinlik vermektedir. Hz. Muhammed şu anda Cebrail'den
vahiy almakta, tam şu anda Mescid-i Haram'dan Mescid-i Aksa'ya
götürülmektedir. Lut kavmini bir sarsıntı şu anda yerle bir etmektedir.
Cennet ehli şu anda tahtlarda oturmuş karşılıklı sohbetler etmektedir.
Cehennem ehli ise şu anda ateşe sunulmakta, büyük bir azap ve
telafisi olmayan bir pişmanlık içinde acı çekmektedir.
Allah bu görüntülerin tamamını,
"şu anda", bizim bilemeyeceğimiz daha keskin bir netlikte
görmekte ve duymaktadır. Allah bizim duyamadığımız dalgaboyundaki
sesleri de duymakta ve göremediğimiz görüntüleri de görmektedir.
Bizim şahit olduğumuz ve olmadığımız tüm olaylar ve tüm sesler
Allah katında her an hazırdır ve tüm canlılığı ile her an yaşanmaktadır.
Bunların hiçbiri hiçbir zaman kaybolmaz, her zaman Allah'ın hafızasında
tüm detayları ile yaşanır.
|
|
Hz.
Musa ve yanındakiler şu anda yarılan denizden kaçarak kurtulmaktadırlar.
Firavun'un ordusu şu anda kapanan denizin içinde boğulmaktadır.
Hz Nuh'un gemisi ve Hz. Süleyman'ın sarayı şu anda inşa edilmektedir.
Ve tüm bu olaylar bizim bildiğimizden çok daha net ve canlı
olarak şu anda Allah'ın Hafızasında mevcut bulunmaktadırlar.
|
 |
|
|
 |
Bu gerçek sizin
hayatınız için de geçerlidir. Örneğin dedenizden size kalan evin
temeli aslında şu anda atılmaktadır. Babanız bu evde şu anda doğmaktadır.
Sizin ilk konuşmaya başladığınız an da şu andır. Bugününüzden
tam 10 sene sonra yediğiniz yemeği aslında şu anda yemektesiniz.
Tüm bu örneklerin karşımıza bir kez daha
çıkardığı gerçek şudur: Hiçbir an, hiçbir kare, hiçbir olay, hiçbir
varlık yok olmamıştır ve olmayacaktır. Nasıl televizyonda izlediğimiz
bir film, film şeridine kaydedildiyse, çeşitli karelerden oluşuyorsa
ve bu kareleri bizim görmememiz onların olmadığı anlamına gelmiyorsa,
bizim "geçmişte yaşanmış" veya "gelecekte yaşanacak"
dediğimiz olaylar için de aynı şey geçerlidir.
|
|
|
|
Bir muz ağacının tohumunun toprağa
düşmesinden muzların ağaçtan toplanmasına, o muzların paketlenerek
markete getirilmesinde, marketten satılıp nihayet bir evin
mevye sepetine yerleştirilmesine kadar her anı tek bir an
olarak Allah'ın hafızasında saklıdır. Her anı Allah'ın katında
canlı olarak yaşanmaktadır. Muzun hiçbir hali Allah katında
yok olmaz, sonsuza kadar saklı durur.

|
Fakat bir noktanın
yanlış anlaşılmaması çok önemlidir: Bu sahnelerin hiçbiri bir
hatıra ya da bir anı gibi veya hayal gibi değildir. Bunların tümü,
aynen şu an yaşadığınız an gibi canlıdır. Herşey diri olarak korunmaktadır.
Biz yalnızca Allah bize bu algıları vermediği için onları geçmiş,
bitmiş olaylar olarak görürüz. Ve Allah dilediği an bize bu görüntüleri
gösterebilir, bu olaylara ait algıları vererek bize de bu olayları
yaşatabilir.
Bu örneklerde de görüldüğü gibi, Allah
için geçmiş, gelecek, şimdi hepsi birdir. İşte bu nedenle Allah'a
hiçbir şey gizli kalmaz. Nitekim ayette de bu gerçeğe dikkat çekilmiştir:
Ey oğlum, (yaptığın iş) gerçekten bir hardal tanesi ağırlığında
olsa da, (bu,) ister bir kaya parçasından ya da göklerde veya
yer(in derinliklerinde) de bulunsa bile, Allah onu getirir (açığa
çıkarır). Şüphesiz Allah, latif olandır,(herşeyden) haberdardır.
(Lokman Suresi, 16)
Bu
yıkılan binanın her anı Allah'ın Hafızasında her an hazır
durmaktadır. Binanın ilk temelinin atıldığı andan,
yıkılıp yerle bir olduğu ana kadar her anı sonsuza
kadar kaybolmadan hazır duracaktır.
|
Allah,
cennette dileyene geçmişi aynısı ile gösterebilir
Cennetteki bir kul
eğer isterse, Allah ona dünya hayatından olayları, aynısı ile
gösterebilir. Örneğin cennetteki bir insan Allah'tan ölmüş olan
köpeğinin canlı halini, yanmış olan evinin yanmadan önceki halini,
Titanik gemisinin batmadan önceki halini görmek istediği takdirde
Allah ona bunların hepsini gösterecektir. Hem de o anki en canlı
halleriyle. Örneğin Titanik, denizde yol alırken, o anda civarında
bulunan tüm balıklar yine aynı yerlerinde olacak, içinde bulunan
insanlar yine aynı konuları, aynı kelimelerle konuşuyor olacaktırlar.
Veya geçmişte yaşamış büyük uygarlıklar, en ihtişamlı dönemleriyle,
yapılarıyla, zenginlikleri ile bir bütün olarak görülebileceklerdir.
İnka medeniyetini merak eden bir insan, bu medeniyetin her dönemini
istediği an görebilecektir. Allah'ın hafızasında her olay sonsuza
kadar aynı canlılıkta yaşanmaya devam ettiği için, insan merak
ettiği herşeyi aynısı ile hazır bulacaktır.
Allah
bir ayetinde "... Orda nefislerinizin
arzuladığı herşey sizindir ve istediğiniz herşey de sizindir."
(Fussilet Suresi, 31) diyerek cennette insanın dilediği herşeye
sahip olacağını bildirmektedir. İnsanlara üzüntü vermeyecek, onları
neşelendirip keyiflendirecek, dünyaya ait her görüntüyü ve olayı,
Allah, cennetteki kullarına diledikleri takdirde gösterecektir.
Bu, Rabbimizin cennete layık kulları için hazırladığı büyük bir
nimetidir.
Bu Konunun
İnsanlar İçin Önemi
Bu konu, insanlar
için büyük bir önem taşımaktadır. Çünkü, bizim gün içinde yaşadığımız
ve hatta akşam olduğunda dahi unuttuğumuz her konuşmamız, her
tavrımız, her bakışımız, aklımızdan geçirdiğimiz her düşünce,
Allah katında unutulmaz ve aynısı ile muhafaza edilir.
Örneğin, bir arkadaşıyla
sohbet ederken, dedikodu yapan bir insan bunu önemsemez, hatta
unutur. Ancak onun dedikodu yaptığı an Allah katında sonsuza kadar
kalır. Veya, içinden Müslümanlar aleyhine bir düşünce geçen bir
insanın o düşüncesi, onu düşündüğü andaki yüz ifadesi, içinden
geçirdiği cümleler, Allah katında sonsuza kadar durur. Veya, kendisi
aç olmasına rağmen fedakarlık yaparak bir dostunu doyuran bir
insanın fedakarlığı, o anki durumu, bakışı, düşünceleri de Allah
katında kaybolmadan sonsuza kadar kalacaktır. Ya da karşısına
çıkan bir zorluğa Allah rızası için sabreden, kendisine sıkıntı
veren bir kişiye güzel söz söyleyen kişinin güzel ahlaklı davranışı
da hiçbir zaman kaybolmadan sonsuza kadar muhafaza edilir. Ve
Allah, ahiret gününde, herkesi yaptığı bu iyi ve kötü davranışlardan
sorguya çekecektir. İnsanların, kendileri yaptıkları halde unuttukları
şeyler, hiç unutulmadan veya bir değişikliğe de uğramadan karşılarına
çıkacaktır. Hatta bazı kimseler, sorgulama sırasında kendisine
verilen kitabın ne kadar detaylı olduğuna şaşıracak ve şöyle diyeceklerdir:
(Önlerine)
Kitap konulmuştur; artık suçlu-günahkarların, onda olanlardan dolayı
dehşetle-korkuya kapıldıklarını görürsün. Derler ki: "Eyvahlar
bize, bu kitaba ne oluyor ki, küçük büyük bırakmayıp herşeyi sayıp-döküyor?"
Yapıp-ettiklerini (önlerinde) hazır bulmuşlardır. Rabbin hiç kimseye zulmetmez.
(Kehf Suresi, 49)
Bu nedenle, bu
gerçeğin farkında olan bir insan, her tavrının ve düşüncesinin
sonsuza kilitlendiğini, sonsuza kadar Allah'ın hafızasında var
olmaya devam edeceğini hiç unutmamalı ve ahiretteki sorgulamadan
korkup sakınmalıdır.
Ana
Sayfa
|